Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım

Uçurtmanın Kuyruğu
Yazan : Savaş Dinçel
Yöneten : Hakan Çimenser
Dekor Tasarımı : Sertel Çetiner
Giysi Tasarımı : Nalan Türkoğlu
Işık Tasarımı: Şükrü Kırımlıoğlu
Müzik : Can Atilla
Asistanlar : Mithat Erdemli - Gülay Akman Şar
Sahne Amiri - Kondüvit: Esin Özge Gencer - Olgun Tekin - Yalçın Duman
Işık Kumanda : Yılmaz Ertekin
Suflöz : Tülay Vural
Rol Dağılımı
Olcay Kavuzlu - Mithat Erdemli
Özet
Bir gün hepimiz mutlaka kendimizle hesaplaşırız...Savaş Dinçel'in kaleme aldığı oyun, hayatının her döneminde yaşadığı baskılar ve yönlendirmeler nedeniyle yaşamı ıskalamış “Adam” ile evine davetsiz şekilde giren ve aslında benliğinde gizli kalan yaşam arzusundan başka bir şey olmayan “Gelen Adam” arasında geçen bir saat yirmi beş dakikalık hesaplaşmayı konu alıyor. Gelen Adam (Olcay Kavuzlu), girdiği çeşitli rollerle, Adam'ın (Mithat Erdemli) hayatını kâbusa çeviren acı olayları tekrar yaşamasını ve sorgulamasını sağlar.
UÇURTMANIN KUYRUĞU hayatımda iznediğim en güzel oyundu diyebilirim.Oyuncular gerçekten yaşayarak oynadılar.Hiçbir falso yoktu. Sahne güzeldi. Küçücük bir sahneyi bile bu kadar ustalıkla kullanabilmek gerçekten büyük başarı. Olcay Kavuzlunun oyunculuğundan çok etkilendim. gerçekten iki oyuncunun da rolleri üstlerine tam oturmuştu. Zaman zaman güldüm,tedirgin oldum,etkilendim,üzüldüm,korktum,merak ettim. Pek çok duyguyu yaşattı bana. Hayallari çalınmış,başkalarının istediği kalıplarda şekillenmiş bir adamın kendisini ortaya çıkarmasını sağlayan gizli benliği.İnsana çıkmazdayken yardım edebilecek tek kişi kendisidir....Bu cümle çok etkiledi beni. Oyundan çok şey çıkardım. Başkalarının istediği gibi değil. Kendi istediğin gibi yaşa.Kimse kimseye kalmıyor çünkü sonunda kendimize kalan yine kendimiziz. İçindeki çocuğu hiç bir zaman büyütme. Bırak küçük kalsın. Dans et,şarkı söyle,sarhoş ol,kalıplara sokma kendini,sana ayna tutan bir cinin olsun etrafında zıplasın dursun. Ve ona kulak ver..
Bu güzel oyunun seçiminde gülendem aplamıza çok teşekkür ermek lazım. Mineralin ablası yani. Güya oyunu Dicleeelenn mine bi de gül şeklinde izleyecektik. Ben tam zamanında yetiştim. Afedersiniz itin ölmek istemeyeceği biyerde zıkkım a.ş de çalıştığım için ulaşım biraz zor malumunuz ama buna rağmen ucuucuna yetiştim. geldim direk oyuna girdik yani. Mineral o vizyonsuz patronu yüzünden çıkamamış. zavallım kedi yavrusu gibi kaldı dışarda. Almamışlar iceri. Onun koltuğunda çantam oturdu artık. Ama bu oyunu izlemen lazım mineral. SEninle gideriz yine. Oyun bitince dışarda kalan minerali de alıp küçük tüyatronun yanındaki mudurnuya gittik. Ulus ne de olsa. Cafe de paris soslu tavuk menüde yazar adam adını bile söyleyemez. Kim inanabilir ki ulus bir zamanlar ankaranın en lüks yeriymiş diye. Kıtır piliçli salatayla cappy karışık içtik. Gülendeme de lütfen çay getirdiler. Her zaman olduğu gibi ordan da çıkardık keyfimizi. Güle oynaya geldik eve. Lütfen tiyaroya daha sık gidin.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Dün akşam mineralle Aytunç Bentürk'ü seyretmek için Hilton murphys'e gitmek üzere buluşacaktık. İşten çıkınca beni biraz bekletse de buluşabildik sonunda. Atkısıyla boğmak suretiyle cezasını verdim gerçi. Metronun altındaki dükkanlara bakındık biraz. bi ayakkabıcıya girdik. Adam nasıl kro anlatamam. Bilekten bağlı ayakkabılarınıza bakıcaktım dedim.Rahat olması lazım.zaten 2 çeşit ayakkabı çıkardı. onların da topuklar incecik. yok dedim denemiyeyim. "başka yerleri gezsende aynısını alacaaaağn.gel hele dene bakh fiyatı da ucuz"ya bi git adam rahat etmediğim bi ayakkabıyı bana bedava versen giymem.neyse çıktık ordan başla bi mağazaya girdik. Bilekten bağlı ayakkabı bakıcaktım dedim aynı şekilde. "salsa için mi?"dedi adam. Hah dedim doğru yerdeyiz.evet salsa için. Adam bize salsa için gayet kullanışlı+rahat+topuklu+hoş bir ayakkabı denetti. mineralle ikimiz ayakkabıdaş da olduk.koyulduk sonra yola. Gittik bizim kursa. Önce orda biraz durur ders izler,bişeyler atıştırır öyle geçeriz diye düşünüyoduk.Oturduk biraz. Tayfur Amcayla (hocamızın babası)sohbet ettik.Bizü küçük oğluyla tanıştırdı.Biraz dersi izledik. Canımız hocamız dersin ortasında yanımıza gelip hoşgeldiniz filan diyip hatrımızı sordu. Akşam tiyatroya kalıcaksınız dimi dedi. Bilmemki kalsak mı dedik.Kalın kalın dedi biraz daha yalvarın dedik noooolur kalın dedi.allahım tam bi şeker yaa. yine tayfur amcanın yanına gidip bişeyler atıştırdık.tam o sırada önümüzden çok tanıdık bir sima geçti. Aaaa Rüzgârrrr!?! oldum. Durun canım hemen telaşlanmayın. Benim Rüzgar değil.Bizim Evin Halleri adlı bir dizi vardı ya. Ankarada çekilen hani. O dizinin Rüzgarı Cantuğ Turay. Tabiki adını o akşam öğrendim. Bizim mineral tanımıyo.Dur sen dedim Fırsat ayağımıza geldi. Onun gibi iyi bir oyuncu bizi yönlendirir.Sahnenin hazırlıklarını yapıyordu ki. Tayfur amcaya rica ettik tanıştırırmısın diye. O da oğluna söyledi kızlar cantuğyla tanışmak istiyor diye. Geldi yanımıza. Kısa bir sohbet ettik. Mineralin tiyatro sevdasından bahsedip yardım istedik. Kartını verdi. Süper ya iyi olacak hastanın ayağına doktor olayı. Ben de diziyi sordum. Annem elinde kumanda bizim evin halleri neden oynamıyoki diye dolanıp duruyo da dedim aydınlatırmısınız. Ekonomik krizden dolayı askıya alındı biz de bilmiyoruz dedi. Sonra oyun başladı. Anında görüntü show formatında doğaçlama tiyatro acaip eğlenceliydi. Valla bugüne kadar ot gibi yaşamışız şu ankarada. Cadır kurup orda mı yaşasak ne :D en kötü yanıysa eve dönmek...Yaşasın salsa hayatımızı çok renklendirmeye başladın. üstelik daha başındayız.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!
Dün akşam minaralimi yolcu ettim. Bayram tatiline gitti cadaloz beni buralarda bırakıp. valizin yanına emanette kalıyım dedim ama götürmedi işte. İşten çıkınca soluğu yanında aldım aştide. Aştinin manevi mübarek havasını teneffüs etmek nasıl da iyi geliyor insana. biyerlere gitme isteği.biyerlerden sevdiğinin gelmesi. aah ah. hiçbişeye değişilmez. en sevdiğimiz mekandır ruhumuza iyi gelen mübarek Aşti. Ankaradan kaçışın ilk adımı. Gidesim geldi heralde.Rüzgarım gelse de alsa beni. Neyse bizimkinin valizini emanetmatiğe bırakıp düştük bahçeli yollarına. Şu 7. caddeyi bulmak ne mesele kardeşim her seferinde tersim dönüveriyo.biz orayı bulasıya ezan okundu suyla açtık oruçlarımızı. Sonra pizzahuta ulaştık. çok acıkmışız. o kadar da geç gitmemize rağmen 45 dakika bekledik servis edilmesini.orta boy pizza.yanında taavuk patates ıvırzıvırı bi de salad bar
yuh gözümüz doymadı ama kalkarken mide fesatı geçiriyodum.Kalktık azcık bankamatikleri doyurduk meretler höpür höpür yutuverdiler paracıklarımızı. hayrını görmeyin inşallah diye diye saydık paracıklarımızı.sonra saatçimizin vitrinine dadandık. yok yok saat bakmak için diil. bize saatlerimizi satan abi vardı.tüm sırıtkanlığımızla girip bi merhaba diyelim dedik. çok ilgilendiydi bizle. tanıdı heman. abi saat kaç dedik. sonra da saat 8,30 biliiyomusunuuz dedik. yetti yüzünde kocaman bi gülümsemeoluştu.Kandilini ve bayramını da kutlayıp çıktık.Hayatı renklendirmekte üstümüze yok. az daha bakındıktan sonracıma starbucksa gittik. allahım o kahve kokusu yok muuu. büyülüyo resmen. mocha ya aşeriyoduk günlerdir. iki kocaman mocha aldık sıcacıkkk.şu anda hatırlamıyorum ama gülmekten zor içtim. fil mineral benimkinden de içti. sana bi daha büyük boy yok dedi :D neye güldükki o kadar heeee hatırladım. minerale bülbül desem anlar sanırım. gülmekten öldük resmen. ordan da çıktık. bikaç tükkan daha gezdik. bitane butik gibi biyer varordan çok güzel yeşil bi hırka aldı mineral. çok da yakıştı kerataya.saat oldu saan 22,30. bizim kızın otobüsü 00,30 da ama benim de eve gitmem gerek. bi otobüse atladık o da dödürdü de döndürdü bizi neyse ben taksiye atladım mineralde ankaraya. eve geldim o da yola koyuldu .
Kalıcı Bağlantı
Yorum (5)
Yorum yaz!
En büyük keyiflerimizden biridir mineralle yemek yemek. Eski işyerimizde çalışırken bir ay ben bir ay o yemeğe çıkarırdık birbirimizi. Ben ata da iskender o Altınşişte cağ kebabı yedirirdi bana.Alışkanlığımız değişmedi biraz ara versek de devam ediyoruz şimdi. Paramız azsa simit sarayı bile saray sofrası oluyor. Dün de mineralim beni çok güzel bi yere alabalık tesislerine iftara götürdü. Kendisi Vip müşterisidir oranın. Ben ilk defa gittim. Çok güzel bi yer. bahçesi var kocaman. Havuz var alabalıklar yüzüyo. Çok güzel dekore edilmiş bi bahçe. masamızın yanında bi salıncak vardı.sallandık Masamızı hazırlamışlar. İftara 10 dk filan vardı. salata iftar tabağı. oo çorbalarımız da geldi. ben alabalık yemem dedim. Bizimkide ağzına sokmaz balık türevlerini ama. Burda yiyomuş ne hikmetse:) ızgara istiyom ben köfte yiceem dedi. hödük garson hayatta olmaz 400 kişi ızgara istiyo. e ben de 401. olurum desemde ben size pide getiriyim dedi. Mine dedi senle gittiğimiz heryerde ben götürdüysem bi aksaklık olur arıza çıkar zaten diye dalgasını geçti. Havalar soğumuş ankarada artık bizde donaa dona yedi yemeklerimizi. Sonra salıncakta oturduk romantik romantik çay içti mineral. ben bardağı elimi ısıtmak için kullandım. Bana çokomel almış minaralim. 3lü pakette bi tanesini orda minyatür bi bebe vardı ona verdik. Sonra evimize gittik taksiye atlayıp ama donduk donduk. eve geldik sıcacık pijamalarımızı patiklerimizi giyip takıldık biraz çay da yaptım. çokomelde yediiik.Mutlu olduukkkk.Sonrada yatıp uyuduk. Sahura kaldırdı annem bizi. midemin ağrısından sadece mide ilacı ve üstüne çiğneme tabletiyle yetindim napayım. Halbuki tost da yapmış ama sahurda yiyemiyorum bişi. Saat 5 e kadar çene çalıp fıkırdadık sonrada uyuduk.Güzeldi herzamanki gibi. Teşekkür ediyorum mineralim. Herşeyim olduğun için. Kesene bereket . Allah kredi kartına zeval vermesin :D
Kalıcı Bağlantı
Yorum (4)
Yorum yaz!




Gerçi farkımız yok. Hala içimizdeki çocuk biraradayken tüm şımarıklığıyla renk katar bize ama aklıma geldi işte. Dün minerale dedim ki. Keşke çocukluğumuzda olsaydık mineral o zaman en iyi arkadaşım olsaydın.Birlikte bütün gün oynayıp yorulduktan sonra susam sokağını seyretseydik. patlayana kadar bisküvi adam,tombi, emzik şeker, leblebi tozu,kırık leblebi, doremi,bonibon,jelibon,gofy gofret,dido,cino yeseydik.patbom,melek,pembo,tipitip bigbabol,dandy sakız çiğneseydik. üçlü beşli renkli renkli oluyodu ya. paylaşsaydık.akşam 8 de haberlerden önce uykudan önceyi pepenin balonunu seyredip aydede bisküvimizi süte batırıp yiyip kıkırdaya kıkırdaya uyusadık.mineralll beni çocukluğuma götür ama sende gel dedim.Sonra aklımıza bi fikir geldiiiii! bu yazıyı yazmak. Emin ol ikimiz küçükken en iyi arkadaş olsaydık fiks cümlemiz bu olurdu.
Ben; mineeeee aklıma bi fikir geldiiiiiiiiiiiiiiii!
Mine; Ne geldiiii?
Ben; bundan sonra sana Mineral diyceemm süper bi fikir dimiiiii.
Mine; eveeet ben de sana Dicital derim o zamannn
Ben ve mineral ; harikayızzzz. yaşasınnn zıp zıp zıp

bunun gibi bissürü buluşumuz olurdu. mineraal hadi çoraplarımızı çıkartıp kapıya tırmanalımmm. Dicitaal ben büdü olayım sen de edi hihihihi. aynı bize benziyolar dimiiii. Evet!hadi evcilik oynıyalım. biz arkadaşmışız. kocalarımız işten gelcekmiş. biz de birbirimize misafirliğe gelicekmişiz akşam. tamammı. Tefalde yemek pişirmişiz birlikte. karaca yemek takımlarından sofra kurmuşuz. Evimiz çok güzelmişşş. kocalarımız bizi çok severmişşş.
Okulda aynı sırada oturur ders boyunca birbirimize kağıtta notlar yazarmışız. ders mers dinlemezmişiz.Birbirimize platonik aşklarımızı anlatırmışız. teneffüste bana baktı sevincini birlikte paylaşırmışız. (şimdi de msn den yazmıyormuyuz telefonda konuşmuyormuyuz en yoğun olduğumuz zamanlarda bile)
Eve gelip ödevleri yarım yamalak yapıp susam sokağının başına otururmuşuz. Gün güneşli insanlar neşeli.... sobanın başında annemin hazırladığı 5 çayıyla birlikte içimiz ısınır yanaklarımız kızarırmış yanında toptop kurabiyeler. ama bunlar kurabiye canavarının kurabiyelerine hiç benzemiyokiiii. sonra bir ağızdan öğrendiğimiz harfleri ve sayıları tekrar eder şarkılar dilimize dolanırdı. en sevdiğim sayı altııı. büdüü ben çoook susadımmm derdim. ediyle büdüyü canlandırırdık. acaba kırpık küfesinde nasıl duruyor kırpığın küfesinde ne var diye merak ederdik.ilk çıkan çağlanın eriğin çileğin sevincini yaşardık. Çok cin fikirlerimiz olurdu. deneyler yapardık. başımız derde girse napcaz diye düşünür işin içinden sıyrılmaya çalışırdık. eminim işlediğimiz kabahatten kurtulmanın yollarını birlikte arar dayak yiceksek de birlikte yerdik. oyunlarda hep eş olurduk çünkü biz farklıyız. kimsenin bizi anlamadığını düşünür küçücük halimizle kocamannn bir dünyada yaşardık. Büyük hayallerimiz olur farklı androidler olduğumuzun bilincinde olurduk küçücük halimizle bile. birbirimizi çook severdik. ve diğer yalan arkadaşlıklar gibi sadece lafta kalmazdı. sen benim en iyi arkadaşımsın lafı. Sen benim küçükken en iyi arkadaşım büyüdükten sonra da biricik dostum olurdun. Çocukluğumu seninle yaşattığın için teşekkürler mineral. pepeni, taşdevrini,susam sokağını hatırladığın için teşekkürler. ilan ediyorum biz birlikte büyüdük. hala da büyüyoruz.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!

Bu Gülayın müthiş kahvaltısı. Bi kuş sütü eksikti. Tadı damağımızda kaldı. Hele tatlı sohbetin,güler yüzün yok muuuuu.Karışık reçelini hiç unutmıycaz. Kekini ise tek geçerim.

Gittiğimiz akşam Akçayda bu iki yakışıklıyla beraberdik. Lunaparkta deli gibi eğlendik. İşte benim küçük karizmam AliAslan(büyük olan) ve Harika Çocuk Emre.
A.A =Dicleyi ben alıyorum
Emre = Aman Gülaaaay.Mine bee sen ne kadar tipsizsin öyle...
Bakmayın böyle küçük göründüklerine. Nasıl aklıbaşında,nasıl akıllı, nasıl hazırcevaplar, centilmenler, kısaca bu yaşta bu karizma. Zerrin abla harika yetiştirmişsin sen bunları.


AMAN GÜLAAAAY anlarından biri.


Nükhetle ben. Gülayın diğer yeğenleri Nükhet ve Nihan. Dünya tatlısı iki şeker kız. Nükheti en son 2 yaşındayken görmüştüm.

Zeynep-Dicle-Gülay Edremit hatırası
Gültur bizim kaldığımız otel.Açık büfe kahvaltılar nefisti doğrusu.
Mineral bunlara bakarken içinin gittiğini biliyorum


Gültur da akşam yemeği hazırlıkları. 

Havuz sefalarımız unutulur mu. Çöp balığı mineral Havuzun ke
narlarını cilalıyodu gün boyu.



Obur canavarlar biziiii. Nam nam nam... Bana da...

Çatal minerale ait. ooh yarasın valla. yirim ben siziiii.o Açık büfe zeytinyağlılar var yaaa. nasıl güzeldi anlatamam. benm favorim semizotu salatası,domates dolması,patlıcan salatasıve hepsiydi.

Patronum da benim tavsiyem üzerine buraya gitti ama beyfendi hazretleri ve eşi beğenmemişler arıza çıkarmışlar. Be adam sekreterinin maaşı anca buna yetiyo. Alışmışın sen hiltonlara,dedemanlara. dökük geldi sana tabi bizim fakirane. Belki aramızdaki uçurumu görür de maaşımıza zamfelan yaparsın. Zira senin bir gecelik otel paran bizim 1 aylık maaşımıza tekabül ediyo. Biz burda gayet güzel eğlendik. Varsın çok lüks olmasın .kliması var. Sabah akşam mis gibi açık büfesi var. Havuzu var, denizi var, akşamları eğlencesi var,Romantizm var. Görmesini bileceksin. Dimi ama.
Nasıl da biliyo işini ama. Ay bi kedi var bi kedi var. Akşamları sayemde az ziyafet çekmediniz keratalar siziii.
Ayyy kızzz bilok, pek güzel çıkmışım ya ben bu fotoğrafta. Rüzgârım çekti ondan mı ki? demekki güzel bakan güzel görüyo. güzel de fotoğraf oluyo.

Te bu da bizim kuzen Serkan. Çocuğu pazar pazar kaldırıp terminale diktik. Edremitte bekledi bizim Zeytinyağı vardı onu getiriverdi. Bahaneyle de görüşmüş olduk. El Kadarlığını bilirim ben bunun. Ablasıyla bizi rahat bırakmazdı. Her yazımız birlikte geçerdi. Onlarda kalırdık.Osman Amcam gezdirirdi bizi Pazar günleri.Piknikler,denizler. pikabın arkasına bincez diye tutturuduk. açık havada şarkı söyliye söyliye giderdik. Hey gidi günler heey.

HOŞÇAKAL EDREMİT. Çook güzel bi tatil oldu bizim için.
Not: rüzgarın resimlerini koymadım zira zamanı gelmedi ;)Hem babam filan görürse sakata gelmiyelim dimi ama 
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Dün akşamüstüne kadar doğumgünümü yazmıştım nasıl geçirdiğimi.Akşam işten çıkınca direkt eve gittim.Mineralimle evde buluşalım diye sözleştik. Evde kimse yoktu. Yok yok öyle filmlerdeki gibi bi Sürpriz parti tabikide hayal etmiyordum. Eve gelirsin kimse yok sanarsın. Bütün gün kimse seni hatırlamamıştır. mutsuzsundur sonra ışıkları yakarsın sürpriiiiiiiiiiiiiiz. ay ben hem severim hem sevmem öyle durumları. bütün gün sevilmediğimi filan düşünmekten suratım düşer. Benim bi kere asılınca surat düzel düzeltebilirsen. beni güne iyi başlatcan şımartcan. bilenler bilmeyenlere anlatsın :D Neyse Akşam oldu herkes geldi. mineralim gelmedi aradım yoldayım dedi cadı. indim aşağıya sokağın başından karşılamaya. bi baktım geliyo bıddırıbıddırı kızzz dedim kolun nerde arkasında bişi saklıyo cadı. koşa koşa sarıldık.anamm galiiiiii bi de baktım kocaman bir demet beyaz papatyaya benzeyen çiçekkk. ortasında kırmızı bitanecik gül. pembiş kalpli bi ambalajı var. üstünde de nazar boncuklu bir not. Remen çığlık attım. Ayyy inanmıyorum sana delimineralll. Sokakta herkes bize baktı. E canım bu da aşkın bi çeşidi. Canım arkadaşım benim. Günün en güzel hediyesini verdi bana. kendimi öyle özel hissettim ki. Seni seviyorum mineralim. iyiki varsın canım benim. Eve geldik yemek filan yedikten sonra annemin yaptığı pastayı kestik. kimse hediye almamış bana. Sadece mineralim çiçek almış. Aşkım elinde olmayan sebeplerden dolayı istediği gibi kutlayamadı ilk doğumgünümü. Ama mineralim güldürdü yüzümü. Sende gelince telafi edrsin artık aşkım. mesela şöyle güzel bir demet çiçekkk, romantik bir ortammm ve bir tektaş ve benimle evlenirmisin hiç fena olmaz hani :D tamam tamam sustum.
Çok şanslıyım gerçekten. Beni çok seven bir sevgilim.Dostluğun ne demek olduğunun kıymetini bilen ve beni hayatında çok önemli bir yere koyabilen ve ona verdiğim değeri anlaması için çaba sarfetmediğimi içimi sonuna kadar açabildiğim bir mineralim var. tabi annemi de unutmamak lazım.Bu da benden 
NOT: mineralimin çiçeğiyle çekindiğim resmi aktarıp eklicem.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!