Son Yazılarım
Kategorilerim
Arkadaşlarım
Bağlantılarım
Yanındayken zaman diye birşey yok. Sen ellerimi tutarken dünya duruyor sanki. Sadece ayrılık saatlerinde anlıyoruz zamanın varlığını "ne kadar çabuk geçmiş" diyoruz oyun saatinden eve çağırılan çocuğun burukluğuyla.Adımlarımız geri geri gidiyor. Bunu senin gözlerinde de okuyabilmek, karşılıklı,hakkını vererek sevmek,sevilmek meğer ne kadar güzelmiş. Sevdiceğim diyorsun ya bana. Bunun farklı bir anlamı olduğunu biliyordum. Çok sevenler birbirlerinden sevdiceğim diye bahseder. Ben ilk defa sevdiceğim olan birisinin sevdiceği oldum.
Seni çok özlüyorum. Sımsıcak sarılıp sonrasında evlerimize yollanmak için gözden kaybolana kadar el sallarken özlemeye başlıyorum gözlerini,ellerini, güzel gülüşünü. Sende kendimi öyle çok buluyorum ki. Sihirli değnek değse, sipariş versem bu kadar istediğim gibi olmazdı her halde. Allah nazarlardan saklasın. Sen benim mavi boncuğumsun.
Biz bizi birbirimize çok yakıştırıyoruz. Sadece biz mi. İnsanların bize bakışları öyle güzel ki. Kimbilir aşkı hatırlatyoruz belki unutmuş yüreklere.
Seninle aynı şehirde olmak çok güzel.Özlediğimizde birbirimizi yanımızda kollarımızda buluvermek. Ortak bir çevremiz var. Ortak bir amacımız. Bizi seven insanların bizim mutlu olduğumuzu görmeleri bizi birbirimize yakıştırmaları çok mutlu ediyor beni. Onaylanmak seni daha da sevdiriyor bana.Ortak arkadaşımız olmayan dostlarına (artık benim de dostlarım dostlarımıza demeliyim) beni tanıtırışın. Onların beni seni mutlu gördükleri için sevmeleri öyle güzel ki. Etrafındaki insanlar da senin gibi. Boş kimselerle arkadaşlık etmiyorsun sen de benim gibi. Benim arkadaşlarım da çok seviyor seni. Herkes nasılsından önce semih nasıl diyor.Bana olan sevgini onlara da hissettirmişsin.
Seni çok özledim. Muhtemelen şu anda uyuyorsun. Sana kıyamıyorum. O yüzden uyumanı istiyorum biraz daha. Ben sen yokken duygularımı döküyorum yazılara. Herkese haykırasım var. Resimlerimizle konuşuyorum. ve Seni çok seviyorum. Şimdi geldin. sana anlatmalıyım sevgimizi... 
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!

Sabah gözünü açar açmaz yüreğinde onun sevgisini hissetmek...Sadece uyanır uyanmaz mı? Gece yatmadan önce üzerine senin sevgi dolu bakışlarını örtmek yorgan yerine. Rüyada bile aşık olmak sana. Hatırlıyormusun seni ilk rüyamda görüşümü. İlk kez o zaman anladım seni gerçekten sevdiğimi. Huzurlu bir yaz öğledensonrası seninle yürüyoruz ve ben yoruluyorum. En değerli eşyalarımı sana emanet edip sana yaslanıp uykuya dalıyorum. O rüyada anlıyorum sana güvenmenin seni sevmenin ne demek olduğunu. yaşadığım huzurun sevginin sevildiğimi bilmenin tarifi yok. Yanımdayken dünyanın en mutlu varlığı benim. Seninle çoğalıyorum sen bana kendini kattıkça. Gözlerinden yüreğime akan sevgi seliyle coşuyorum .İşte o zamanlarda yüreğimden taşıyor birşeyler. Seninle aşkın sonsuzunu yaşıyorum çünkü. Çoğalıyor yüreklerimiz kocaman oluyor. İçimizden taşıyor.İşte ben o zamanlarda tutamıyorum kendimi. Gözlerimden gülümseyen damlalar süzülüyor. Öyle güzel birşey ki bunu yaşayabilmek.Sen üzülüyorsun ama ben çok mutlu oluyorum bunu yaşayabildiğim için. Sen bana kendini katıyorsun ki böyle bi sevgiyi görebiliyoruz. Çok sevmek.... işte böyle birşey. Seni ÇOK SEVİYORUM....Ve daima seveceğim. Beni hep mutluluktan ağlat. İçimde çiçekler açıyor ve o çiçekleri böyle suluyorum ben...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (3)
Yorum yaz!

Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı. Sonunda bu dileği gerçekleşti ve güzel bir ilkbahar sabahı harika bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Genç kralla Kraliçenin mutluluğuna diyecek yoktu. Küçük prensesle doğumunu kutlamak için o güne kadar görülmemiş bir şenlik düzenlendi. Bu şenliğe o ülkedeki bütün insanlar ve periler davet edilmişti.
Şenlikler şatonun büyük salonlarında kutlanıyordu. Her taraf o günün şerefine süslenmişti. Bütün davetlerin dikkati, yatağında uslu uslu yatan minik prensesin üzerindeydi. Melek yüzlü iyilik perileri beşiğin çevresinde toplanmıştı. Her biri sırayla bebeğe iyi dileklerde bulundular. Kimi ona güzellik, kimi akıl, kimi de cömertlik armağan etti. Fakat büyük bir talihsizlik olmuş ve yaşlı bir periyi şenliğe davet etmeyi unutmuşlardı. Bütün konuklar neşe içinde eğlenirken yaşlı peri birden ortaya çıkıverdi. Şenliğe davet edilmediği için çok kızmıştı. Öfkeyle küçük prensesin beşiğine yaklaşarak "On altı yaşına geldiğinde parmağına bir iğ batacak ve öleceksin"dedi Oradaki herkes şaşkınlıktan donakalmıştı. İşte tam bu sırada henüz dilekte bulunmayan perilerin en genci ileri atıldı. " Üzülmeyin, dedi yavrunuz ölmeyecek Küçük prenses yüz yıl sürecek derin bir uykuya dalacak ve bir prens gelip onu öptüğünde bu uzun uykudan uyanacak"
Kral ve Kraliçe genç periye teşekkür etti.Ama kral yinede bu kehanetin gerçekleşmesinden büyük kaygı duyuyordu. Hemen bütün muhafızlarına, ülkedeki iğlerin kaldırılmasını emretti. Bu emre uymayanların cezası ölüm olacaktı. Böylece aradan uzun yıllar geçti.
Mutlu bir hayat süren prenses her gün biraz daha büyüyüp güzelleşiyordu. On altı yaşına geldiğinde bir gün şatoyu gezmeye karar verdi. Şato o kadar büyüktü ki, bilmediği pek çok yeri vardı. O zamana kadar görmediği küçük bir odada yaşlı bir kadına rastladı. Kadın elindeki iğ ile iplik eğiriyordu. Bu iğ nasıl olduysa muhafızların gözünden kaçmıştı. Çok meraklanan prenses tanımadığı bu garip alete dokunmak istedi ve iği eline alır almaz eline battı . Kötü kehanet sonunda gerçekleşmişti.
Hemen uykuya dalan güzel prenses ipek örtüler içinde altından yapılmış bir yatağa yatırıldı. Prensesle birlikte bütün şato yüz yıl sürecek derin bir uykuya daldı. Kral Kraliçe muhafızlar, hizmetkarlar ve saray çalgıcıları da uyumuştu. Sadece onlarda değil... Sahibiyle birlikte avludaki köpek, ahırdaki koşulmuş at, hatta dallardaki kuşlar bile uyudu. Her tarafa derin bir sessizlik çökmüş onları uyandırmamak için rüzgar bile susmuştu. Ağaçların yaprakları da kımıldamaz olmuştu. Bu arada uyuyan şatonun çevresinde sık bir orman göğe doğru yükselip onu bütün gözlerden gizledi. Bu arada aradan tam yüz yıl geçmişti.
Yine ilkbahar gelmiş bütün doğa uyanmıştı. günlerden bir gün genç ve cesur bir prensin ormana yolu düştü. Uyuyan güzel efsanesini duymuş ve onu bulmaya karar vermişti. Günlerce aradıktan sonra, önüne geçemediği bir duygu onu bu ormana çekmişti. Sonunda şatoyu buldu ve prensesin uyuduğu odaya girdi. Daha onu görür görmez yüreğini tarifsiz bir sevgi kapladı.
Prenses'e daha o anda aşık olmuştu. Genç kıza doğru eğildi ve onu hafifçe öptü. Güzel bir prenses sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi hemen gözlerini açtı. Onunla birlikte şatodakilerde gözlerini açtı. Kötü kalpli perinin büyüsü artık bozulmuştu. İki genç kısa süre sonra görkemli bir düğünle evlendiler ve uzun yıllar birlikte mutlu bir hayat sürdüler.
Şunu gördüm ki bizim aşkımız güzelliklerin,iyiliklerin aşkı. Kötü periler yok bizim masalımızda. olmamalı.Hüzün olmamalı,tartışma olmamalı,kavgalar,günlük kaygılar olmamalı. Küskünlükler,kırgınlıklar,sitemler olmamalı. Hangi prensle prensesin kavga ettiğini gördük ki. Hangi masalın sonu kötü bitti? Biz prens ve prensessek aşkımızı onların yaşadığı şekilde yaşamalıyız. Bizim aşkımız böyle masal tadında bir aşk çünkü. Ben uyuyan güzeldim. Sen zorlu yollardan geçip engelleri aşıp gelip bana aşık oldun. aşkın sihirli gücüyle beni kurtardın.SENi çok SEVİYORUM maviş gözlü,altın kalpli,yakışıklı prensim...Sen benim şansımsın.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
Aşk diclecede öyle bir sözcük ki.Hayatla eşdeğer. Nefes almak,yaşamak,yaşatmak gibi. Sıradan olması beklenemez diclenin aşkı. Aşka aşığım çünkü...Gerçek aşka aşığa aşığım.Aşk varsa kendimi buluyorum. Gözlerimin içi gülüyor. Etrafıma neşe saçıyorum. içimde çiçekler açıyor. Kendimi öyle değerli öyle özel hissediyorum ki.Aşkın rengi bana çok yakışıyor. Aşkla zengin oluyorum, aşkla prenses oluyorum,aşkla dünyanın en güzel kadını oluyorum.Aşkı seviyorum. Hayatımda hiçbirzaman eksikliğini hissetmek istemediğim,nefes almak gibi her daim ölene kadar yanımda olmasını istediğim gerçek aşkı seviyorum. Bulmak öyle zor ki. İnsanların gözünün içine baka baka yalan söyleyebildiği, sahte sevgi sözcüklerinin havalarda uçuştuğu,çıkarcılığın heryerde karşımıza çıktığı günümüzde gerçek aşkı gerçek sevgiyi gerçek sevgiliyi bulabilmek o kadar zor ki...Sadece bunun kıymetini bilenler şanslı oluyor bu konuda. Gerçek aşka olan umudum gitgide körelmeye başlamıştı.Etrafımda gerçek aşkı yaşayan sevgili dostlarım sayesinde inancım cılız bir alev gibi de olsa sönmemeyi başarabilmişti. Bana hep sabret mükafatını göreceksin diyorlardı. Beni mutlu görmek isteyen insanların teselli sözcükleri diyor onları kırmamak için inşallah diyordum. İnancımın iyice dibe vurduğu.içimdeki boşluğun kocaman olduğu günlerde hayatıma öyle biri öyle güzel bir şekilde merhaba dedi ki...
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Dün akşam sevgili Esra'nın doğumgünüydü.İftar için bi program yapmışlar fakat benim kursum olduğu için biraz geç katılacaktım ama planda ufak bi değişiklik oldu ve ben kursa gitmedim. İngilizceden arkadaşım ve aynı zamanda yeni dans partnerim Semih ve onun no sister'ı ile (his brothers)
iftar yaptık. Heryer çok kalabalık olduğu için Burger Kingde açtık orucumuzu pepsi ile. Allah affetsin önemli olan niyettir diyerkten.Yemekten sonra Semihe bana kaılırmısın diye sordum olumlu yanıt alınca da Esrayı aradım ve geleceğimizi söyledim. Geçen iftar yaptığımız yerdeyiz bekliyoruz dedi.(Geçen iftar yaptığımız yer diycem nerden bilceksin anlatmadım tabi. Sorry bu tamamen benim hatam facebook geldi blog ihmal edildi. haklısın.)Semihle birlikte gittik. Heryer balonlarla kaplıydı aaaa parti var dedik ama gördükki reklam balonları. tabi bizim kız 3 tanesini almış hemen.Semihle sevgili arkadaşlarımı tanıştırdım. Kaynaşmaları hiç zor olmadı.Biraz orda oturduktan sonra müziği olan biyere gidelim dedik. Bizim Pazar akşamı ingilizce sınıfı olarak gittiğimiz cafeye gittik. Bahçesinde canlı müzik olan güzel biyer. Nargile filan içilebiliyo. Ben pazar akşamı gittiğimizde şarkı filan söylemiştim o akşam da çok eğlenmiştik (evet onu da anlatmadığımın farkındayım lütfen üstüme gelme!). Orda Esranın doğumgününü kutladık. Güldük eğlendik çok keyifliydi. Ben Esraya Wodoo anahtarlıklarından almıştım bi tane . Telden gitarı var. Adını rock'ın can koydu.Alican da sevgililiğinin hakkını vererek güzel sürprizler hazırlamış aşkına.Güller sürprizler,güleryüz. Bir de sürprizi vardı ki hepimiz bayıldık. Onlar için özel olan ve üstünde seniseviyorum yazan tshirti geçirmiş üstüne aynısından bir tane de esra ya bastırmış. O kadar tatlılardı ki. Neşe içinde geçip giden saatlerden sonra evlere dağılma vakti geldi.Metro istasyonunda ayrıldık Biz Semihle metroya bindik. Son otobüse yetişecektim. Beni yalnız bırakmamak adına 3 gündür yolunu uzatıp bana eşlik ediyor. otobüse binip gidene kadar bekliyor.Bu çok güzel bi hareket bence. Erkek adam bekler.:)Dün akşam serseri tipli çok çocuk vardı. yanımda olması bana iyi hissettirdi. Öyle işte sevgili bilok.Ben pek bi fenayım. Aşırı acıktım. Zaman geçmiyor.hadi görüşürüz.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (2)
Yorum yaz!
Yani dedim ki şimdi bissürü doğumgünü yorumu almışımdır ama blogcuğum boynu bükük kalmış bu konuda .çok kırıldım :( hiç kimse iyiki doğdun dememiş.Alacağınız olsun yani.
20.ağustos doğumgünümdü. Güzel ve çok farklı bir doğumgünü geçirdim.Beni önemseyen ve seven insanlar sağolsunlar kendimi özel hissettirdiler. çok farklı bir doğumgünü partisi oldu bu sefer benimkisi. pamuk prenses ve 6 yakışıklı arkadaş şeklinde. Yaptığım organizasyonda çok daha önceden çağırdığım samimi kız arkadaşlarımın son gün mırın kırın edip bahaneler uydurarak gelmemelerine rağmen hayatımda geçirdiğim en keyifli doğumgünü oldu.İşten çıkınca saçıma fön çektirdim. Önce hoşlanma statüsündeki (bakın tam flört demiyorum.çünkü henüz birbirimizi tanıma aşamasındaymışız. aşkı kalıplara sokanlardan yani muhtemelen olmayacak bişi ) kişiyle buluştuk.yorgun argın işten geldi çocukcağız.çok kalamayacağım ama dedi. peki dedim. bu gece hiçbirşey keyfimi bozamaz!Biyerde oturup mantarlı köfte yedik. tam yemeğimizi bitirmiştik ki en yakın arkadaşlarımdanİlkay geldi.işyerinden gelecek arkadaşım ve onun vasıtasıyla tanıdığım arkadaşıma mekanı tarif ettim. yol üstünden güzel bir pastaneden frambuazlı bi pasta aldık.sadece 7 rakamının olduğu bir mum üstüne.tesadüfen o kalmıştu çünkü. mekana geldik. pastayı garsonlara teslim ettik. teras katta açık havada bir bar. eski yabancı müzikler çalıyor. deli oldm harikaydı. herşey tam istediğim gibi. o kadar eğlendikki. sevgili adayı olan arkadaşla gitmiştik daha önce çok da beğenmiştik. o gün ona menüden bi şarap göstermiştim. bunu çok severim diye.garson siparişimizi sorduğunda bana sormadan o şarabı sipariş etmesi çok hoş bir jestti. bazen romantikliği tutuyor demek :)yazdım bir kenara:)+puan. güle eğlene 6 böcek bir çiçek pastamızı yedik. espriler havada uçuşuyordu.ortamda herkes kaynaştı birbiriyle. zaten erkeklerin kaynaşması daha kolay. ve ben kesinlikle erkeklerin dostluklarını daha samimi daha harbi buluyorum. gecenin belli aralıklarında bana aldıkları hediyelerini verdiler.bir çift harika küpe,ametist taştan bir kolye ve bir kitap. gelmeleri yanımda olmaları bile benim için büyük bir hediyeydi aslında.hafif çakırkeyif olduğum bol yıldızlı akşam benim için mükemmel geçmişti. 11 de kalktık hepberaber. bu adada az kalacak sevgili adayı arkadaş ortamın güzelliğindenmidir nedir geceyi bizimle tamamladı:) eve gitmeden önce bahçeliye starbucksa uğrayıp türkkahvesi içtik.gülmekten ölerek tabi. gecenin sonunda külkedisi şeklinde eve gittiğimde saat 00:13 filandı. babam saati sordu saat şu anda tam 00:15 ve ben iyiki doğdummmm dedimmmm.
valla cümlelerin birazdan biraz fazlaca düşük yamuk yılık olduğunun farkındayım okuyucu. ama üzgünüm oruç daha günün ilk saatlerinden başlıyor etkilemeye. zaten de dün iftarla sahuru bir yedim yani iftar yemeği yediğimde saat 23:00 tü :D mazur gör emi. iş işten sonra web tasarım dersleri. yazıyı html kodlarıyla yazmadığıma şükret:D






Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!